Suburgatory kelimesi '' Suburban = Banliyö '' ve '' Purgatory = Araf '' kelimelerinin birleşimi sonucu oluşmuştur.Dizimiz 20 dakikalık komedi türünde bir Amerikan dizisidir. Başrol karakterimiz 16 yaşındaki Tessa ( Jane Levy ) ve babası George Altman ( Jeremy Sisto ) New York City'de yaşayan bir aile iken, George, Tessa'nın çekmecesinde prezervatif bulur ve kızını daha çok koruyabileceği bir banliyöye taşınırlar. Banliyö herşeyin toz pembe olduğu,herkesin zengin olduğu ( çok saçma harcamalar yapıldığını görüceksiniz. ),suç oranın en az olduğu hatta oyuncak bebek çalındı diye polislerin gelmesini ve herkesin bu durumdan telaşlı anlarını görünce garipsememek elde değil ki bu yüzden Tessa'nın tepkilerine sizde ortak oluyorsunuz. Bir '' Abartı Dünya'sı '' diyebiliriz .1. sezonda daha hiç bir şey anlamazken diğer sezonda taşlar yerine oturuyor. Yani ilk sezon anlamadım diye bırakmaya kalkmayın asıl olaylar ikinci sezondan sonra başlıyor.
Tabi her dizide olmazsa olmazımız aşktır ve burda da George - Dallas Royce ( George'un banliyöde yaşayan eski arkadaşlarından biri ) ve Tessa-Ryan Shay ( banliyödeki yakışıklı,kaslı ama şapşal kişilik ) ilişkileri çok komik, güzel ve enteresandı.Dallas'ın kızı Dalia konuşma tarzı ve hareketleri ile çok komikti ,bir hizmetçilerini geri çağırmak için yaptıkları gül gül öldüm ama bazen saçmalamadı değil.Dizi 3.sezonda beklenmedik bir şekilde bitti. Daha devam edebilirmiydi ? ederdi ama güzel sondu. Alışılmışın dışında bir dizi izlemek isteyenler için birebir.
Dalia'nın hizmetçisi için yaptığı videodan bir kesit
Mucize filmi Mahzun Kırmızıgül'ün 1 ocak 2015 te vizyona giren son filmidir.Film dram ağırlıklı olmasına rağmen kahkaha alacağınız çok komik yerler de var. Filmin gerçek bir hikâyeden alınmış olduğunu ben filmin sonundaki resimlerden anladım , çok şaşırdım ve tekrar düşünmeme neden oldu.Aziz karakterini oynayan Mert Turak şüphesiz mükemmel bir oyunculuk sergilemiş. Mert Turak'ı en son oynadığı Beni Böyle Sev' den de hatırlarsınız belki.Burdan sonrası için izlemeyenler lütfen izleyip okusun spoiler bulunmaktadır. Film 1960 lı yıllarda bir dağ başında uzak bir köye giden Ege'li öğretmen Mahir ( Talat Bulut ) ile başlar. Öğretmen okulda öğretmenlik yapacak ama ortada okuldan eser yoktur ve köy halkının el birliği ile okulu yapmaya başlarlar. Bu sırada Mahir öğretmen, engelli Aziz ( Mert Turak ) karşılaşırlar ve ona okuma yazma öğretmeye başlar. Bu sırada aile de evlenmemiş erkek çocukların da evlenme zamanı gelmiştir ve sırası ile istenecektir. Aziz en büyük çocuk olmasına rağmen aile onu bekletin ve sırayı diğer çocuklara verir. Diğer çocuklardan birisi '' Anne dikkat et dişleri inci gibi olsun. Benim için dişler çok önemli. " der ama annesi dişleri bozuk birini beğenmiş ve getirmiştir. Diğeri " Anne mavi gözlü olsun. Benim için göz önemli der. " o sırada diğer kardeşler de " Sen ne kadar istersen de annem kendine kız alıyor." Diye dalga geçiyorlar ve sonuçta kız şaşı oluyor. Bir gün Aziz babası bir adamın hayatını kurtarır ve adam " sen benim hayatımı kurtardı bende sana kızımı veriyorum." der. Aziz in babası " Benim oğlum sakat. " der. Adam " Kalbi sakat olmasın. " der ve kızını verir. Kızı gören herkes şaşırır çünkü kız güzeller güzelidir. Köy halkı hem kız ile hem de Aziz ile dalga geçer bu yüzden Aziz ve karısı köyü terk eder. 7 yıl sonra döndüğünde tamamen iyileşmeş, eski halinden eser yoktur. Ameliyat mı olduğunu soran babasına Aziz in verdigi cevap " Ben aşık oldum. "
Böyle bir hikayenin olmasi gerçekten mucizevi bir şey olsa gerek. Aziz'in atla olan iliskisi de cok güzeldi. 7 yıl sonra onu hissedip geldiği anda çok duygulandım. Filmi izlemeden önce bana ben istememe rağmen dizinin sonunu duymuş olmam bende çok büyük şaşkınlık olmasa da bilmeme rağmen o kadar şaşırdım ve duygulandım. Özellikle ailecek izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.
It's Okay, That's love yada It's Okay, It's Love olarak da bilinen dizi 16 bölümden oluşan Kore'nin ilk psikiyatrik dizisidir.Daha dün bitirdiğim için diziyi taze iken anlatmak istedim ve bu sefer spoiler vermemeye çalışıcam herkesin izlemesi için.
Jang Jae Yeol / Jo In Sung
Jang Jae Yeol,yakışıklı,karizmatik,zengin, eskiden romantik kitaplar yazmasına rağmen son zamanlarda cinayet romanları yazan aynı zamanda DJ'lik yapan , obsesif kompulsif nevroz hastalığından kaynaklanan takıntıları olan,, dizide yaşadıkları ile şaşırtsa da izleyenleri bakışları ile hayran bırakan bir karakter.
Ji Hae Soo / Gong Hyo Jin
Ji Hae Soo , psikiyatr bölümünde doktorluk yapan, çekici,güzel,ailesi ile ilgili geçmişte yaşadığı bazı sorunlardan dolayı erkekler ile yakınlaşmaktan çekinen ve 2 arkadaşı ile (sonradan 3 olucak ) aynı evde yaşayan bir karakter.
Park Soo Kwang / Lee Kwang Soo
Park Soo Kwang, ailesi tarafından istenmediği için Ji Hye Soo ile aynı evde yaşayan,Tourettte sendromu yani müstehcen veya küfürlü sözlerin uygun olmayan ortamlarda söylenmesi ile atağa geçen hapşırık ve öksürük karışımı ses çıkararak meydana gelen bir tiki olan, bu yüzden kız arkadaşı olmayan bir karakter. Aynı zamanda Tourette sendromunu mükemmel canlandıran bir karakter.
Jo Dong Min / Sung Dong Il
Jo Dong Min, Ji Hae Soo ile aynı evde yaşayan bir psikiyatr ve onun geçmişteki ilişkisine de biraz değiniyor dizi.Sonraları Jang Jae Yeol' un abisinin psikiyatrı olacak ve olaylar git gide çözülmeye başlıcak
Han Kang Woo / D.O.
Han Kang Woo'yu Exo-K grubundan D.O. ilk oyunculuğu olmasına rağmen harika bir oyunculuk sergiliyor.D.O.'nun olması izleme nedenlerimden birisi. Han Kang Woo babası ile sorunlar yaşayan ve Jang Jae Yeol'un etrafında '' yazarım '' diye dolanan ( Jae Yeol gibi roman yazıyor çünkü ) bir karakter gibi gözükse de asıl olay sonradan farkediliyor.
Gelelim dizimize. Dizi Jang Jae Yeol ve Ji Hae Soo'nun bir program da tanışması ve o sırada Hae Soo'nun Jae Yeol'a bir soru sorup onun cevabı bilememesi ile başlıyor. Daha sonra Jae Yeol, Hae Soo'ların ev arkadaşı olunca işler daha da ilginç olmaya başlıyor.Aynı evde doğal olarak daha da yakınlaşmaya başlıyorlar. Her karakterin ailesi ile ilgili sorunlara değiniliyor ve çözümler bulmaya çalışılıyor. Bu sırada Hae Soo'nun ilacı Jae Yeol oluyor ve bu yolda ilerlerken yaşanılanlar çok güzel, komik ve dramatikti.Jae Yeol da üvey babsının ölümünden sonra yaşadığı travmayı Hae Soo ile çözmeye başlıyor.Soo Kwang ise ilacını So Nyeo da bulur ve bu ikilinin ilişkisine bayılacaksınız .Yan karakterler bile dolu dolu anlatılmıştı bu diziyi sıkmaktan daha çok eğlenceli ve güzel kılmış. Ben dizinin gidişatını daha doğrusu Jae Yeol ile ilgili kısmı ilk 6 bölümden sonra anlamıştım ve beni çok fazla şaşırtmadı bu durum. Ama bu kadar dram olucağını tahmin etmemiştim.Beni rahatsız edecek kadar da dramatik değildi. Dizide olması gereken kadardı.Bunun yanında yer yer kahkaha atacağınız kısımlar da yok değil çünkü.Sonu da hiç bir Kore dizisinde görmediğim derece de iyiydi.
Dizinin şarkılarından söz etmeden olmaz .Tek kelime ile muhteşem şarkılardı ve şarkı listeme ekledim hemen.Bir EXO 'dan Chen'in söylediğine,Davich'in It's Alright'ına, Crush'ın Slepless Night'ına, bir de Family Of The Year'ın Hero adlı şarkısına derken galiba hepsine bayıldım. Fark edileceği üzere diziyi üstün körü anlatıyorum herkes mutlaka izlemeli çünkü ama resimleri paylaşmadan edemicem.İpucu olur size de :) iyi seyirler
Ji Hae Soo spor-şık giyimi ile çok güzel bir uyum yakalamış.
Mükemmel sesi ile karşınızda EXO'dan Chen :) ve diğer beğendiğim şarkılardan birazı.
'' Dünya'nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!... Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?''
Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna'yı yazarken attan düşüp sağ kol bileğini çatlatmış ancak kolunu tenekede ısıtılan suya koyup yazmaya devam etmiştir.Roman ilk yarısına kadar Rasim adlı kişinin ağzından anlatılıyor.Beni ilk kısımdan daha çok Raif Efendi'nin defterinden sonraki kısım etkiledi. Şüphesiz ikinci kısım daha akıcı ve heyecanlıydı. Ben okuyucuyu şaşırtan yazarları severim.Sabahattin Ali beni şaşırtmakla kalmayı tahminlerimi ters köşeye yatırdı. Sabahattin Ali'nin okuduğum ilk romanıydı ve devamı geleceğini düşünüyorum. Gelelim romanı anlatmaya... Kitabı anlatacağım için okumamış olanlar okumasın öncelikle. Spoiler içerir.
Raif Efendi içine kapanık,duygularını belli etmeyen,asosyal ve hayat amacı olmayan biridir. Rasim de Raif Efendi'ye benzemektedir ve bir gün iş arkadaşı ve yakın arkadaş olurlar. Rasim, Raif Efendi'nin defterini okur ve hikaye bundan sonra başlar.Babası tarafından savaş zamanı Berlin'e gönderilen Raif Efendi orada pansiyonda kalmaya başlar. Bir gün yeni açılan bir sergiyi gezerken bir kadın portresi olan tabloyu görür ve hiç tanımadığı kadına karşı platonik aşık olur.Resimdeki kadını Andrea Del Sarto tarafından yapılan '' Madonna delle Arpie '' tablosundaki Madonna'ya benzetir.Her gün sabahtan akşama kadar tabloyu izler ve düşünür . Ta ki tabloyu yapan kişinin ( aynı zamanda tablodaki kadın ) yanına gelip onunla alay ettiğini düşünene kadar. Kadının adı Maria Puder'dır. Bir gün yolda yürürken Maria'yı görür ve onu çalıştığı yere kadar takip eder ve böylece konuşmaya başlarlar . Maria her istediğini yapan bir kişidir.Raif Efendi ve Maria'nın uzun süren bir arkadaşlıkları olur. Raif Efendi Maria'yı çok sever.Maria da sever ama inanmaz.Daha sonra Maria de inanır ve aşkını ilan eder. Raif Efendi , babasının öldüğü haberini yazan bir mektup alır ve Havran'a döner. Burada Maria ile mektuplaşırlar ancak bir sürre sonra Maria'dan mektup kesilir ve Raif Efendi hayal kırıklığına uğrar. Raif Efendi evlenir ve iki çocuğu olur. Bir gün yolda pansiyondaki arkadaşı ve aynı zamanda Maria'nın akrabası ile karşılaşır ve Maria hakkındaki haberleri alır. Ondan Maria'nın 10 yıl önce yani o gittikten sonra hamile olduğunu ve doğum sırasında öldüğünü öğrenir. Bunu duyduktan sonra hastalanan Raif Efendi de Maria'nın hayalleriyle yaşamını yitirir.
Bu kitap bana sadakat, aşk ve yaşam hakkında çok şey öğretti. Siz de okuduğunuzda sadakatin ne demek olduğunu anlayacaksınız.
Flower Boy Next Door , '' Oh ! Boy '' serisinin üçüncüsüdür.Diğer ikisi Flower Boy Ramyun Shop ve Shut Up Flower Boy Band. Benim için çıtır dizilerden biriydi.Dizi 16 bölümden oluşan romantik-komedi türünde olan bir dizidir.
Go Dok Mi / Park Shin Hye Go Dok Mi , yaşadığı bazı anılar yüzünden yaşamını evinden sürdüren, hak ettiğinden daha az maaşla editörlük yapan ,bu yüzden o apartmanda yaşamak için her ihtiyaçtan tasarruf eden,kimseye hayır diyemeyen ve aşık olduğu karşı komşusunu sarı dürbünüyle gözlemleyen bir karakterdir. Hayatı Enrique Keum geldikten sonra değişir . Park Shin Hye yine karakterin hakkını vermiş, muhteşem bir oyunculuk sergilemiş.
Enrique Keum / Yoon Si Yoon
Enrique Keum uzun süredir İspanya'da yaşayan sonradan Kore'ye dönen aşırı neşeli,hayata bağlı bir oyun yapımcısıdır. Bazen sevimli bazen yapmacık gibi davrandığını hissetsem de iyi kalpli biri olduğuna şüphe yok. Aynı zamanda çok iyi bir gözlemci olmasından çoğu olayı açığa çıkarır.
Oh Jin Rak / Oh Jae Won
Oh Jin Rak, Go Dok Mi'nin komşusu ve Go Dok Mi'ye 3 senedir karşılıksız bir sevgi besleyen ve sonraları öğreneceğimiz zengin bir ailenin asi çocuğu olan manga çizeridir.Enrique ile de aralarında sonraları anlaşılan bir sorun vardır.
Oh Dong Hoon / Go Gyung Pyo
Oh Dong Hoon , Oh Jin Rak ile aynı evde yaşayan , gündüzleri Jin Rak'a çizimlerinde yardım eden geceleri şoförlük yaparak geçimini sağlayan fakir bir ailenin 4 çocuğundan biridir.
Kim Seul Gi
Webtoon editörü , çok çalışmaktan siyah göz halkaları oluşan , etrafa bağırıp çağıran ve her şeyi ofiste yaptığından ofisi evi olanbir karakter.
Bir gün Go Dok Mi aşık olduğu karşı komşusunu sarı dürbünüyle izlerken komşunun kuzeni Enrique Keum'a yakalanır. Olaylar bundan sonra başlar. Enrique Dok Mi'yi dışarı çıkarmak için elinden gelen her şeyi yapar ve bunda da başarılı olur.Dok Mi ile uğraşırken kendisi ile ilgili bir gerçeğinde farkına varır. Enrique'nin abisi ile Enrique'nin sevdiği kız arasında bir ilişki vardır ve bunu duyan Enrique yıkılır.Daha sonra Dok Mi'nin neden evden çıkmadığını araştırırken kendini ona aşık olarak bulur.Enrique ilk başta yapmacık gibi gelse de sonraları alıştım ve çok sevimli bulmaya başladım. En çok güldüğüm karakterdi. Bu sırada Dok Mi'nın yan komşusu Jin Rak , Dok Mi'den hoşlanmaktadır ve hergün dairesinin önüne süt koyar ve üstüne resim çizdiği post-itler yapıştırır. Go Dok Mi'nin bunu kimin yaptığından haberi yoktur ancak sonraları öğrenicektir. Jin Rak aynı zamanda '' Şehirli Rapunzel '' adı altında Dok Mi'yi anlatan bir webtoon yapmaktadır.Olaylar bu şekilde ilerlemektedir. Bazen çok komik yerler olsada hüzünlü yerler de çok üzücüydü.Dizinin sonu mutlu sonla bitti.Mutlu son olması gereken bir diziydi ve olması gerektiği gibi bitmesi beni sevindirdi.